Hikayemiz

Hayatının akışına yoksa sen de mi yetişemiyorsun? En son ne zaman kendine “mutlu musun?” diye sordun? Daha da fenası o sorunun cevabını kendine bile vermekten korktuğun oldu mu? Veya hiç kendi hayatının baş rolü gibi hissemediğin, başka insanların hayatında onlar baş rolken sen yan rolmüşsün gibi hissettiğin oldu mu? Ya da hayatın üstüne üstüne geldiği, boğulduğunu hissettiğin zamanlar hatta sık sık bunu düşündüğünü sanki içindeki potansiyelini bildiğin halde 100% bunu veremediğini hissettiğin oluyor mu? Bazen canın çok yandığı halde etrafını bunu belli edemediğin, ettiğin taktirde yalnız kalacağını hissettiğin oluyor mu? Harcandığını hissediyor musun? Belki yaşadığın hayat stilinde? Okuduğun okulda? Çalıştığın iş yerinde? Yaşadığın şehirde? Hobilerinde? Harcandığını hissediyor musun gerçekten?  Tüm bunlara evet dediğini duyar gibiyim.

Eda BektaşFounder

Aslında tüm bunları değiştirmenin senin elinde olduğunu söylesem sana. Belki de içinden şu an ironik bir şekilde diyorsundur ki “hadi ya öyle mi?”. Gerçekten öyle. Şimdi sana Par Amour’un çıkış hikayesini kısaca anlatmak isterim. Ben Eda. Eda Bektaş. Tüm bunlara tek tek evet dediğim belki de şu yaşıma kadar hayatımda geçirdiğim çok zor dönem oldu. Canımın çok yandığı, büyük hayal kırıklarına uğradığım bir dönem. Hayatımda, çevremde hala bana çok değer veren, sevip ve sayan insanlar vardı. Ama o yastığa başımı koyduğumda yalnız olduğumu ve o kendinden, hayatından memnun olmayan Eda’yı o durumdan çekip kurtarabilecek tek kişinin yine kendim olduğunu biliyordum. Bunları bilmeme rağmen kendimi nasıl o durumdan kurtarabileceğimi bilmiyordum.  Hayatımı gerçek anlamda baştan yaratmak, kendimin en iyi haline ulaşmak istiyordum. Bana yol gösterecek bir şey aradım, belki de bir tutku. Journal tutmaya yani bir nevi günlük tutmaya başladım. Başlardan o deftere sadece içimden geçenleri yazar oldum ve aslında evet bu da bana belki içimdekileri dökmeme en azından o boğulmuş hissiyatından kurtulmama yardımcı oldu. Ama ben daha fazlasını istiyordum, ben kendi hayatımdan ve yaptıklarımdan gurur duyacak, gurur duyulası işleri başarmak istiyordum. Günlük rutinimde o minik alışkanlıklarımı iyileştirmek istiyordum. En basitinden bile akşam yemeğinde cips değil, sağlıklı bir şeyler yiyebilmek istiyordum. Evet, bu kadar zor bir dönemdi. Bu içimdeki bir şeyleri değiştirme, iyileştirme isteğiyle beraber internetten araştırıp bulduğum bazen kendi hayatımda cevabından kaçtığım soruları (mutlu musun? gibi) kendime yöneltip gerçekten odaklanıp cevaplarını düşünerek yazmaya başladığım bir döneme girdim. O dönem, çok net hatırlıyorum, hem planlayıcı olan hem de bu soruların hazır olduğu bir “ajanda” çok aradım ancak bulamadım. İlerleyen zamanlarda kendime şu soruyu sormuştum defterimde: “başarısız olacağını bilmesen ne yapardın?” Ve işte o cevap Par Amour’un çıkış hikayesi.

 Par Amour’un asıl amacı hayatınızda yaşadığınız travmaları iyileştirmek, kendi kalbinizin ilacı olmak, hayatta ulaşmak istediğiniz o hayallerinizi hayal olarak bırakmak değil, plana çevirmek. Bu ajanda, sadece bir ajanda değil, sizin baş ucu defteriniz, günlüğünüz, planlayıcınız belki de en yakın arkadaşınız olacak! Bu kadar net söyleyebiliyorum çünkü beni o çok ağladığım, üzüldüğüm belki de sinirlendiğim dönemden çıkaran bu defter oldu. Ve ben nasıl kendimi iyileştirebildiysem, hedeflerime şu an ulaşabiliyorsam içimdeki o istek sayesinde ve bu yolculuğumda bana rehberlik eden bu defter sayesinde. Sizin de içinizde o istek var, bilin ki var! Sadece onu açığa çıkarmamız gerekiyor, burada da oyuna Par Amour giriyor 🙂

Koleksiyonları Keşfet!

Coffee Collections

Berry Collections